Vera C. Rubin Observatory tarafından çekilen Lupus takımyıldızındaki yıldızları gösteren görüntü, tam çözünürlükte 1.7 gigapiksel boyutunda. (Kredi: NSF–DOE Vera C. Rubin Observatory / NOIRLab / SLAC / AURA) Bilim ekibi, üç on yıldır süren hazırlıkların ardından güney gökyüzünü kapsayan on yıllık bir tarama programı olan Legacy Survey of Space and Time (LSST)yi resmi olarak başlattı. Şili’deki milyar dolarlık gözlemevinin inşaatının tamamlanması, geçtiğimiz yıl yayınlanan “First Look” adlı ilk görüntülerle kutlandıktan sonra, ekip LSST’ye yoğun şekilde hazırlandı.
Rubin ekibi, Şubat ayında gözlemevinin Alert Production Pipeline sistemini devreye aldı; bu sistem, potansiyel olarak önemli astronomik olaylara dair milyonlarca bildirim gönderebiliyor. Bu gelişme, bazılarına göre evrenin zaman atlamalı bir film gibi kaydedilmesinin başlangıcı oldu. “Bugün, şimdiye kadarki en büyük kozmik filmi çekmeye başlıyoruz. Bu an, onlarca yıllık vizyon, yenilik ve ABD Ulusal Bilim Vakfı (NSF) ile Enerji Bakanlığı’nın bilim yatırımlarının gücünü yansıtıyor,” dedi geçici NSF Direktörü Brian Stone bir basın açıklamasında. Her gece, NSF-DOE Rubin Observatory bilginin sınırlarını genişletip Amerika’nın bilim ve inovasyondaki küresel liderliğini pekiştirecek.
LSST Projesinde Üniversite ve Teknoloji Katkıları
Washington Üniversitesi araştırmacıları, gözlemevinin her gece üreteceği terabaytlarca veriyi analiz etmek için yazılım araçları geliştirmede kritik rol oynadı. Bu çalışmalar, üniversitenin Institute for Data Intensive Research in Astrophysics and Cosmology (DiRAC Institute) adlı biriminde yürütülüyor. LSST kampanyasını yöneten UW gökbilimci Zeljko Ivezić, gözlemevinin tarama için hazır olduğuna karar verilmesinde etkili oldu. “LSST’nin resmi başlangıcı, sistem optimizasyonu, teknik hazırlıkların dikkatli bir operasyonel incelemesi, veri sistemi performansı ve bilimsel doğrulama sonrası alındı,” diye açıkladı. Değerlendirmede görüntü kalitesi, etkili tarama hızı, sistem güvenilirliği ve kalibrasyon doğruluğu gibi faktörler göz önünde bulunduruldu.
Gözlemevinde, dünyadaki en büyük dijital kamera kullanılıyor; her görüntü 3.200 megapiksel çözünürlükte ve 40 saniyede bir yeni fotoğraf çekiliyor. Şili semaları açık olduğu sürece, güney gökyüzünün tamamı sadece birkaç gece içinde fotoğraflanabiliyor ve ardından Rubin, yeni çekimlere başlıyor.
Projenin Tarihçesi ve Bilimsel Amaçları
Gözlemevinin konsepti 1990’larda gökbilimciler arasında tartışılmaya başlandı ve 2007’de Seattle bölgesinden teknoloji öncüsü Charles Simonyi ile Microsoft’un kurucusu Bill Gates toplam 30 milyon dolar bağışlayarak projeye ivme kazandırdı. 2020’de gözlemevi, vefat eden gökbilimci Vera Rubin adına adlandırıldı, 8.4 metrelik (27.5 fit) teleskobu ise Simonyi ailesinin onuruna Simonyi Survey Telescope olarak isimlendirildi. Taramanın başlangıcını kutlamak için Rubin ekibi, Lupus takımyıldızında bir “yıldız okyanusu” içeren 1.7 gigapiksel büyüklüğünde bir görüntü yayınladı.
Ekibin açıklamasına göre, görüntüde yayılan soluk parlayan bulutlar, Samanyolu’nun ön planında görülen galaktik sirrus adı verilen yıldızlararası gaz ve toz bulutları. Rubin’in hedefleri sadece uzak yıldızlarla sınırlı değil; taramanın, Güneş Sistemimizdeki küçük cisimlerin keşfini de hızlandırması bekleniyor. LSST hazırlıkları sırasında ekip, daha önce görülmemiş 11.000’den fazla asteroit keşfetti. Bir bilgisayar simülasyonu, taramanın 5 milyondan fazla asteroidi haritalayabileceğini öngörüyor.
Rubin gözlemleri, evrenin kütle-enerji içeriğinin %95’inden fazlasını oluşturan görünmez karanlık madde ve karanlık enerji hakkında da önemli bilgiler sunabilir. Bilim insanları, Rubin’in başarısının anahtarının, gece gökyüzündeki değişimleri 10 yıl boyunca izleyebilme yeteneği olduğunu belirtiyor. ABD Enerji Bakanlığı Bilimden Sorumlu Müsteşarı Dario Gil, “Dünya standartlarındaki tasarımı ve araçlarıyla Rubin Observatory, kozmomuzun dinamik doğasını yakalayacak ve Güneş Sistemimizden evrenin yapısına kadar en büyük gizemlerimize dair hayal bile edilemeyen içgörüler sağlayacak,” dedi.
Gil, “Karanlık enerji ve karanlık maddenin esrarengiz fenomenlerini anlamaya çalışarak sadece yıldızları gözlemlemiyoruz; varoluşumuzu yöneten temel yasaları kavramaya çalışıyoruz,” ifadelerini kullandı. Vera C. Rubin Observatory, NSF ve ABD Enerji Bakanlığı Bilim Ofisi ortak girişimi olarak faaliyet gösteriyor ve NSF NOIRLab ile SLAC Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı tarafından ortak işletiliyor.
Haberi Derleyen: Okan AVŞAR
İlk yorumu sen yap! Düşüncelerini bizimle paylaş.